22 Temmuz 2008 Salı

Kutsi - Aynadaki Yüzünün Karşılığı Benim 2008






Veeeee beklenen albüm geldi. 18 Temmuz 2008 itibariyle müzik marketlerde yerini alan bu albüm Kutsi'ye ait. Daha öncede Kutsi'den bahsetmiştik. Neden albümü bu kadar aceleye getirdiğini söylemiştik. Kutsi'de aynen bizim gibi düşünüyor. O da katıldığı programlarda bu albümün aceleye geldiğini, "uzay hızında" yapıldığını söyledi. Neden buna ihtiyaç duydu şahsen anlamış değilim. Tercihlerine de saygılıyız. Ama ben (Duygu T.) Kutsi'yi çok severim ve kendisini bu denli harcamasına gönlüm razı gelmiyor.
Gel gelelim albüme:
Albüm 10 parçadan oluşuyor. Daha doğrusu 9+1.
Aynadaki yüzünün karşılığı benim: Güzel şarkı. Tipik romantik Kutsi. Kendisine yakışan bir parça yapmış. Yalnız Beyaz Show'daki "Ayna" ile albümdeki "Ayna"nın introları birbirinden farklı. Bunun nedeni de tahminimce bir çok magazin haberinde de yer al çalıntı dedikoduları.
Özellikle bu şarkıdan bahsetmek istedim. Öyleki albüm içinde söz-müzik Kutsi olan parçalardan bir tanesi de bu.
Açıkcası bu albüm için yazıcak çok fazla birşey bulamıyorum. Maalesef albüm benim gözümde vasatın altında. Kutsi beni inanılmaz bir hayalkırıklığına uğrattı.
İnşallah bir daha Kutsi'den böyle bir albüm gelmez.

11 Temmuz 2008 Cuma

Faruk Demir - Sarı Saçlım Mavi Gözlüm 2008



Arkadaşlar konuğum Faruk Demir ama onunla ilgili yorum yazmak istemiyorum. Sadece şarkısının sözlerini yazacağım. Yeterince açık ve net...




Sarı Saçlım Mavi Gözlüm

Sana Hasret Sana Vurgun Gönlümüz
Neredesin Mavi Gözlüm
Nerde Nerde Nerdesin Dost
Bu Gemi Bu Karadeniz
Sarı Saçlım Mavi Gözlüm
Nerde Nerde Nerdesin Dost

Ararım İzini Dolmabahçeden
Bir Daha Dönmezmi Bu Yola Giden
İçimde Sen ,Gözümde Sensarı Saçlım Mavi Gözlüm
Nerde Nerde Nerdesin Dost


Kurban Olam Yürüdüğün Yollara
Kara Peçe Yakışmıyor Kullara
Uyan Bak Bizim Hallara
Sarı Saçlım Mavi Gözlüm
Nerde Nerde Nerdesin Dost

Bulutlar Terinden, Dağlar Kokundan
Sarhoştur Sevdiğim Mahsuni Bundan
Bir Daha Gel, Gel Samsundan
Sarı Saçlım Mavi Gözlüm
Nerde Nerde Nerdesin Dost

Aşık Mahsuni Şerif

Örnek Dinle: Faruk Demir - Sari Saclim Mavi Gozlum.mp3

10 Temmuz 2008 Perşembe

Natasha Bedingfield - Pocketful Of Sunshine 2008



1981 senesinde Yeni Zelanda' da doğan İngiliz pop sanatçısı Natasha Bedingfield, genç yaşta kardeşleri Daniel ve Nikola ile ‘The DNA Algorithm’ adlı grubu kurdu. Müzik için ailesinden her zaman destek gören Bedingfield, gitar ve piyano dersleri alarak müzik yeteneğini geliştirdi. Üniversitede psikoloji eğitimi gören genç sanatçı, şarkı söylemeye ve beste yapmaya daha çok konsantre olmak için okulunu yarıda bıraktı. Bir arkadaşının stüdyosunu kullanarak ilk bestelerini kaydeden ve bir kaç demo kaydı hazırlayan müzisyen, bu demoları plak şirketlerine göndermeye başladı..



2003 senesinde Hillsong London grubuyla “Shout God’s Fame” adlı konser albümüme katılan Natasha Bedingfield, bu albümde kilise müziği tarzındaki parçaları seslendirdi. Aynı sene Sony BMG ile anlaşmaya varan Bedingfield, ertesi sene “Unwritten” adlı ilk albümünü yalnızca İngiltere’de piyasaya sürdü. Albüme D12 grubundan Bizarre’ı bir parçada konuk müzisyen olarak davet eden sanatçı, albümün prodüksiyonunda ise Danielle Brisebois, Guy Chambers ve Andrew Frampton gibi isimlerle çalıştı. Albüm, İngiltere listelerinde zirveye yerleşirken, albümden “Single”, “These Words”, “Unwritten” ve “I Bruise Easily” parçaları single olarak yayınlandı. Single’lardan “These Words”, İngiltere listelerinde 1 numara oldu ve diğer single “Single” ise listelerde 3 numaraya kadar yükseldi..



2005 senesinde “Unwritten” albümünü Amerika’da piyasaya süren Natasha Bedingfield, albümüyle Amerika listelerinde 26 numaraya yerleşti. “Unwritten” single’ıyla listelerde 5 numara olmayı başaran Bedingfield, bu parçasıyla 2007 senesinin Grammy’lerine “En İyi Bayan Pop Vokal Performansı” dalında aday olarak gösterildi..



İlk albümüyle müzik kriterlerinden olumlu yorumlar toplayan ve oldukça başarılı bir çıkış yakalayan Natasha Bedingfield, 2006 senesinde “Live In New York City” adlı bir DVD yayınladı. DVD’nin içerisine konser görüntülerini, video klipleri ve sahne arkası görüntüleri ekleyen Bedingfield, aynı sene 2. stüdyo albümünün kayıtlarına başladı..



30 Nisan 2007 tarihinde “N.B.” adlı yeni albümünü piyasaya süren Natasha Bedingfield, albüme Rich Harrison, Mike Elizondo, Steve Kipner ve Andrew Frampton gibi isimleri davet etti. Albümden ilk single’ı “I Wanna Have Your Babies” adlı parçaya seçen Bedingfield, single ile İngiltere listelerinde 7 numara olmayı başardı. Müzik kariyerinin yanısıra ‘Global Angels’ adlı çocukları koruma derneğinin önemli bir üyesi olan Bedingfield, 6 yeni şarkıdan oluşan Pocketful of Sunshine adı ile 2008 başlarında amerikada müzik marketlerde yerini almıştır..


Bu albümden şu ana kadar Sean Kingston ile birlikte söyledikleri Love Like This ve bir Madonna coveri olan Ray Of Light adlı şarkılar single formatında rafları süsledi..


Aranızda hala bu albümü edinmemiş olanlar mevcut ise Natasha sizler için bir şans daha tanıyor. Albümün isim şarkısına klip çekerek albümü edinmenizi öneriyor. Bizde bu düşünceye katılıyoruz ve alttaki örneği dinlemenizi tavsiye ediyoruz..

Bugünlük hoşaçakalın..


Rafet El Roman - Bir Roman Gibi 2008



Duyduk duymadık demeyin: Kutsi'ye rakip buldum:) Yazımda da belirtmiştim sanki Ferhat Göçer daha yakın bir alternatif gibi gelmişti bana. Ama ben Rafet El Romanı unutmuşum. Sağosun Rafet El Roman sadece bana değil Tüm Türkiye'ye kendini tekrar hatırlattı :) Yeni albümü çıktı, piyasalarda. Ben de tam Kutsi'nin dişine göre bir rakip bulmuşken yazıyım dedim. Bu fırsatı kaçırmadan:)
Albümle ilgili söyleyecek tek bir kelime var "romantik":) Eğer sürekli "aşk" ile iç içeyseniz bu albümsüz olmaz diyorum. Özellikle "Ömrümün Sahibi" isimli parça. Ben diyorum ki bu şarkı Kutsi'nin "İlan-ı Aşk"a rakiptir. Neyse, sank, Kutsi'nin albümünü anlatıyorum; bi' daha karşılaştırmayacağım:)
Rafet El Roman ilk çıktığı zamanlarda, 1995'di yanılmıyorsam, herkes biraz garipsemişti. Gerek tarzı gerek duruşu olsun marjinal bir yapısı vardı. Ama yıllar geçtikçe taşlar yerine oturdu iyice ve Rafet El Roman Türk pop müziğinde hakettiği yere geldi. Son albümünde ise gerçekten aşk dolu. Yani bu şarkıların sözleri bambaşka. Bence her babayiğidin harcı değil bu sözleri yazmak. Ayrıca albümde "Seni Seviyorum"un da yeni versiyonu var. Bu albümde herşeyi bi yana bırakırsan benim dikkatimi çeken kısım; albümdeki Almanca şarkı, Ohne Sie (Sensiz).
Nasıl bir aksanla söylemiş, telafuzu nasıl vb soruları ben cevaplayamam. Ama böyle farklı bir adım gerçekten çok güzel olmuş. Yıllarca orada kalmış, orada yaşamış bir insanın böyle bir parça okuması gerçekten güzel ve farklı bir çalışma olmuş. Bol bol bahsettim öyle romantik böyle duygusal diye işte beni haklı çıkarcak parçalardan bi'tanesi sizlerle: ÖMRÜMÜN SAHİBİ :)

Örnek Dinle: Rafet El Roman - Omrumun Sahibi.mp3

9 Temmuz 2008 Çarşamba

"Ne Dinliyoruz?" Top 20 Temmuz 2008






Merhabalar, bugün albüm tanımından ziyade ayda birkez güncellenecek Top 20 listemiz huzurlarınızda..

Bu ay en çok hangi şarkıyı dinliyoruz? Hangi albümleri satın alıyoruz? Merak ediyorsunuz ve birazdan bakacağınız liste sorularınıza cevap niteliğinde..

Türk Pop Endüstrisinde şu sıralarda kimler rağbet görüyor, kimler istek alıyor, radyolar, kulüpler en çok hangi şarkıları playlistlerine almışlar hemen altta görebiliyoruz..

Öyle zannediyoruz.. :)

İşte listemiz..


TÜRKÇE TOP 20 // TEMMUZ 2008


1 - Serdar Ortaç - Nefes
2 - Hadise - Deli Oğlan
3 - Ferhat Göçer - Biri Bana Gelsin
4 - Demet Akalın - Bebek
5 - Gülben Ergen - Sürpriz
6 - Hande Yener - Hipnoz
7 - Tarkan - Dedikodu
8 - Badem - Kalpsiz
9 - Yüksek Sadakat - Ben Seni Arayamam
10 - Gece Yolcuları - Değer Mi
11 - Zeynep Dizdar - Sana Güvenmiyorum
12 - Gripin - Dalgalandım Da Duruldum
13 - Sevda - İçime İşlerken
14 - Seksendört - Azap
15 - Emre Aydın - Dayan Yalnızlığım
16 - Aslı Güngör - İzmir Bilir Ya
17 - Rafet El Roman - Yerine Kimseyi Koyamadım
18 - Sıla - Kenar Süsü
19 - Özgün - Kıpır Kıpır
20 - Bengü - Bay Yanlış

8 Temmuz 2008 Salı

Estelle - Shine 2008


R&b/hip-hop sanatçısı Estelle, asıl ismiyle Estelle Swaray, 1980’de Londra’da dünyaya geldi. Sıkı disiplin kuralları olan sekiz çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olan Estelle, uygulanan kurallar çerçevesinde Afrika ve Gospel müzikleri ile büyüdü..

Kimi zamansa büyük babasının dub/raggae plaklarına kulak kabarttı. Hip hop’un tılsımına kapılıp kendi müzik dünyasının sınırlarını gizlice genişletmeye başlamasıyla birlikte Estelle yepyeni bir boyuta adım attı. Bir süre sonra New York'a yerleşen sanatçının keşfedilmesi uzun sürmedi..

İlk stüdyo albümü “The 18th Day”i 2004 senesinde piyasaya süren sanatçı, albümünü müzik dünyasına tanıttığı tarihten beri en önemli İngiliz r&b/hip hop sanatçılarından biri olarak kabul ediliyor. Estelle, aynı zamanda “Da Heat” mixtape’lerini ve “the 18th Day” albümünü Stellar Ents. adını taşıyan kendi plak şirketinden çıkardı. Sanatçı, ilk albümden seçilen “1980”, “Free” ve “Go Gone” single’larını yine kendi şirketi aracılığıyla dinleyicilerine sundu..
Sanatçı, 6 Mayıs 2008 tarihinde çıkan yeni albümü “Shine”ın hazırlık aşamasında Will I Am, Wyclef Jean, Mark Ronson, Cee-lo, Swizz Beatz ve John Legend gibi isimlerle çalıştı. “Shine” albümünde ayrıca Kanye West’in eşlik ettiği “American Boy” parçasına da yer verildi. “Shine”ın tanıtımı için Wyclef Jean ile birlikte turneye çıkan sanatçı, ilk single olarak seçilen "Wait A Minute (Just A Touch)”ın ardından “American Boy” parçasına da bir klip çekerek İngiltere single listesinde zirveye yerleşti..
Modern Jazz/Funk/Soul/R&B/Pop gibi birçok tadı aynı anda dinlemek isteyenler albümü satın almak için oturdukları yerden kalkıp gittikleri için veda edemiyor onun yerine yarın için şimdiden merhaba diyoruz..
Ve kısa kesit için lütfen bir alta pure-dikkat bakınız..

Zeynep Dizdar - Sana Güvenmiyorum 2008




Bu yaz mevsimi de konuk ağırlamak ne zormuş. Malum işte yaz. E ben de yazıyorum :) Maşallah ülkemizde müzisyenlerimizde durmamış, bol bol yazmışlar. Yazılan parçalar kıpır kıpır, hareketli. Özellikle bu yaz Türkiye'deki müzik sektörü oldukça hareketli, her anlamda. Türkiye'nin içinde bukunduğu durum malum. Ekonomik ve siyasal krizler her geçen gün içinden çıkılmaz bir hal almaya devam ederken müzik sektörü gelişiyor. Bu da bizi sevindiriyor. Düşünüyorum da müzik & eğlence sektörü ile siyaset & politika oldukça ters orantılı. Sorunlar büyüdükçe insanlar kaçış yolunu müzikte ve eğlencede buluyor.
Türkiye'nin sorunlarını da çözdüysek konuğumuza dönmek isterim. Bu yazıdaki konuğumuz Zeynep Dizdar. Kendisini en azından en az bir şarkısını bilmeyen yoktur. "Vazgeç Gönül" desem sizde devamını "vazgeç sesini duyan yok" şeklinde getirirsiniz. Ya da "Zehir Gibi".
Kendisini ilk olarak 1998'de İstanbul Müzik'ten çıkan "Yolun Açık Ola" albümü ile tanıdık. Bu albüm "Nerede Olursan Ol" ve "Vazgeç Gönül"ünde içinde bulunduğu albümdü. B albümden sonra Zeynep Dizdar müziğe uzunca bir süre ara verdi. Ve 7 sene sonra yani 2005 prodüktörlüğünü Ozan Çolakoğlu'nun yaptığu ve Sarı Ev & Sony BMG imzasını taşıyan "İlle de Sen" albümünü piyasaya sürdü. Bu albümden de bir çok parça uzun süre radyo ve tv listelerinde yer aldı. "Yok Yok", "İlle de Sen" ve "Zehir Gibi".
Gel gelelim 2008'e. Zeynep Dizdar'ın 3.albümü "Sana Güvenmiyorum"u geçtiğimiz haftalarda müzik marketlerde yerini aldı. Albümün çıkış parçası albümle de aynı ismi taşıyan "Sana Güvenmiyorum". Bu şarkının sözleri, gerçekten de, bir bayanın bir erkeğe söyleyebileceği en ağır sözlerden oluşuyor. Artık nasıl bir Ruh hali ile yazıldıysa :) Albümde 11 parça var ve bir çoğu oldukça hareketli parçalar. Bu parçalarda elektronik alt yapı ile hazırlanmış. Ama söz konusu Zeynep Dizdar olunca... O güzel sesi tencere tavayla bile muhteşem çıkar.
Sonuç olarak bu albümde yazı kıpır kığır geçirmek isteyenler için dinlenilmesi gereken güzel albümlerden. Ama derseniz ki birazcık ipucu "Sana Güvenmiyorum"dan kısacık bir bölüm sizlerle..

Örnek Dinle: Zeynep Dizdar - Sana Guvenmiyorum.mp3

7 Temmuz 2008 Pazartesi

Duffy - Rockferry 2008


Yepyeni bir konukla tekrar merhaba..

Bugün kü konuğumuz Cool dedektif kalıbına harfıyen uyan, kalabalıklardan ziyade bej pardesüsüyle boş bar tezgahlarında yalnız takılan haliyle aslında marjinallikten alabildigine uzak bir karakter olan Birleşik Krallığın kuzey batısı Nefyn'den Duffy..

Gerçek adı Aimee Anne Duffy, 15 yaşından itibaren yerel klüplerde şarkı söylemeye başladıktan sonra İsviçreli bir gruba dahil olarak profesyonelliğe ilk adımını attı..

Bu projenin başarısız olması nedeniyle ülkesine geri dönen şarkıcı, pop star yarışmalarının bir benzeri olan “Wawffactor”a katıldı. Yarışmadan birinci çıkması beklenirken, Lisa Pedrig’in arkasında kalarak ikinci oldu..

Duffy, üniversite yıllarında da bir yandan garsonluk yaparken diğer yandan jazz ve blues klüplerinde sahne almaya devam etti. 2004 senesinde 3 şarkılık bir cd kaydetti. Aynı zamanda Manchester’lı Mint Royale’in “See You in the Morning” albümünde yer alan iki şarkıda gruba eşlik etti. Catatonia grubundan Owen Powell ve 60ft Dolls üyesi Richard Parfitt'in aracılığıyla menajer Jeanette Lee ile tanışan Duffy, Londra’ya taşındı ve orada Suede’in eski gitaristi Bernard Butler ile birlikte solo albümü üzerinde çalışmaya başladı..

2007’de A&M Records ile anlaşan müzisyen, ilk önemli performans sınavını BBC2’nin ünlü programı Later with Jools Holland’da verdi. Sanatçı, ilk single’ı “Rockferry”yi Aralık 2007’de hayranlarına ulaştırdı. 22 Şubat’ta Jools Holland’ın programına 3. kez çıkan Duffy, programda "Rockferry", "Mercy" ve "Stepping Stone" parçalarını seslendirdi. 17 Şubat 2008’de piyasaya sürülen “Mercy” single’ı ülkesinde 1 numaraya kadar yükseldi. Bu sayede Duffy, son 25 senedir popüler listelerde 1 numaraya çıkmış ilk Galler sanatçısı ünvanını elde etti..

Aimee Anne Duffy günümüzün Dusty Springfiled'i ve Petula Clark'i ile karşılaştırılacak derece de iyi bir gırtlağa sahip..

İşte yukarıda adı geçen bu cool bayana ait kısa bir dinleti ile yazımıza son veriyor yarın kisürpriz konuğumuzu merakla beklerken bu albümü satın almayı ihmal etmiyoruz..
Örnek Dinle: Duffy - Mercy.mp3

Murat Boz - Uçurum 2008




Murat Boz "Uçurum" adlı single'ı ile piyasadaki 3.albümünüde çıkartmış oluyor. "Aşkı Bulamam Ben", "Maksimum" ve 2008'de "Uçurum". Murat Boz'u takip edenler bilir. Bir dönem Tarkan'ın da vokalistliğini yapmıştı ve bu yüzden bir çok kişi tarafından Tarkan'ın kopyası(!) olduğu iddia edildi. Umarız "Uçurum" Murat Boz'u tanımayanlar hakkında daha fazla bilgi verir ve Tarkan çizgisinde olduğunu düşünenleri yanıltır. "
Gel gelelim "Uçurum"a... Oldukça güzel bir parça. Sözü, bestesi, klibi, Murat Boz'un yeni imajı. Bunların hepsi birbirini tamamlamış ve ortaya oldukça güzel bir parça çıkmış. Ve Murat Boz bu single yazın çıkararak çok doğru bir strateji izlemiş bulunuyor. Malum yaz. Müzik sesleri her yerde bangır bangır. Ve bu yaz müzik dünyası oldukça sıcak. Albümler üst üste çıkıyor. Çıkış parçaları hep hareketli. Hal böyle olunca olayı şu açıdan incelemek gerekiyor: Albüm mü? Single mı?
Benim kişisel fikrim Murat Boz single çıkartarak çok doğru bir iş yaptı. Neden? Çünkü piyasanın durumu malum. Albümler neredeyse hiç satmıyor. Satılan albümler maliyeti zar zor kurtarıyor. Hele ki albüm genç, yeni bir isime aitse işi çok daha zor. Albüm sahipleri eskiden korsandan dert yanarken şimdi korsan bile kan ağlıyor. Çünkü MP3 gerçekten korsanı bile bitirdi. Artık tüm albümler "1 tık ötemizde". E insanların ekonomik durumlarını da göz önünde bulundurursak albüm satışları içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Binbir emekle hazırlanmış albümler maksimum 30 dakika sonra bilgisayarlarda yer alıyor. İnsanlara da hak vermek lazım. Bu konuyu Murat Boz'a şöyle bağlarsak: single çıkarmakla çok akıllıca bir iş yaptı: çünkü single masrafı ile albüm masrafı aynı değil. Ayrıca albümde ortalama 9-10 şarkı oluyorve bunları hepsi malesef hak ettiği değeri göremiyor. Bunları ayrı ayrı zamanda değerlendirme çok daha güzel. Hem şarkıya hem de bestecisine saygıdır bence. Ayrıca konserlerde sanatçının albümündeki tüm parçalar söylenmiyor. "Piyasa" olmuş şarkılar da en az sanatçının kendi parçaları kadar ilgi görüyor. Durum böyle olunca single çıkarmak en akıllıcası oluyor. Az da olsa insanları orijinal albüme olan ilgisini arttırabilcek nitelikte olduğunu düşünüyorum.
Özet olarak Murat Boz kısa bir süre içinde hayranlarının karşısına 3 yeni şarkı ile çıkacak. Umarız Murat Boz sahip olduğu müzikalite ile hakettiği değeri bulur.

Örnek Dinle: Murat Boz - Ucurum.mp3

4 Temmuz 2008 Cuma

Amy Macdonald - This Is The Life (2007)




Glasgow dünyanın en nadide şehirlerinden biri.. Bir çoğumuz "bir fırsatımız olsa da uçsak, kaçsak, gitsek, görsek, havasını solusak, etinden sütünden faydalansak" diye iç çekeriz..


Günlerden 25 Ağustos ve yıl "1987".. Bu hayal ettiklerimizi bir ömür yaşama şansına sahip olacak ve bugün "aman tanrım bu nasıl bir ses?" ve "bu ne güzel müzik!" dedirtecek bir kız çocuğu bizi çatlatırcasına dünyaya iniş yapar..


Henüz 12 yaşında "Francis Healy" şarkılarını dinlerken büyülü kuzey iskoç yeşillerinde şarkı söyleyip ara ara minik riflerle müzik defterine birşeyler işlemeye başlar..


Üniversite eğitimi Sosyal Bilimler olan Amy aynı yıllarda babasının pop grubunda da "Travis" şarkıları söylerdi..


Yani daha o zamandan belliydi ileride ne mühim bir isim olacağı..


Kariyerinin ilk adımını atma zamanı gelmişti ve bugün birçoğumuzun vazgeçilmezi olan Starbucks Coffeehouse'da şarkı söylemeye başladı..


The Killers, Travis, Paolo Nutini şarkılarını seslendirerek başladığı Starbucks Coffeehouse günlerini bir albümle taçlandırmaya niyetliydi.. İlk olarak "Mr. Rock & Roll" adlı şarkısını dünyaya getirdi ve ardından neredeyse tamamı dillere dolanacak albümünde yer alan diğer şarkıları peşpeşe geldi..


Starbucks müdavimi, Babyshambles ve Libertines vokali, grup lideri Pete Doherty bu zaati dinlerken onun adına piyasaya çıkaracağı albümünü ve yakalanacak büyük başarıyı hayal etti.. Canlı performansı sonunda sahneden iner inmez bu hayalini Amy ile tanışarak ona anlattı..


Bu hayal karşısında olağanüstü etkilenen Amy hiç vakit kaybetmeden Pete Doherty ile 2006 yılı sonunda stüdyoya girdi ve ona büyük şöhret getirecek olan "This Is The Life" adlı ilk albümünün kaydını tamamladı.. Albüm 30 Temmuz 2007'de Universal Music etiketi ile piyasaya sürüldü..


Sanatçının bu albümü hemen hemen tüm dünya albüm listelerine rahatlıkla girdi ve 1 yılda 3milyonun üzerinde kopya satmayı başardı..

Sıradışı ve olağanüstü tınılara sahip tamamı akustik olan bu albümü canı gönülden "satın almanızı" diliyoruz..


Yazdıklarımızdan bir şey anlamadınız ve "bir de duyabilseydik.." diyorsanız işte size küçük bir örnek..





Kutsi - 2008



Kutsi'yi yakından takip edenler bilir. 5.albümü henüz çıkmadı. Ama ondan önce Kutsi'yi sizlere tanıtmak isterim. Kutsi '73'lü. Ankara'lı. Tahminlerimizce bir müzisyen olarak Ankara'da ne uzayacağını ne de kısalacağını düşünerek İstanbul yolculuğu başlar. 2000'de Erol Köse ile tanışır ve ilk albümü olan "Aşk Payını Aldı"yı 26 günde hazırlayarak piyasaya sürer. Ancak o dönem yeterli ilgiyi bulamaz. Şansını 2005'te tekrar deneyerek "Sana Ne" albümünü piyasaya çıkartır. Albümün çıkış parçası da albümle aynı adı taşıyan "Sana Ne"dir. Artık Kutsi herkes tarafından bilinen bir sanatçı olmuştur. "Sana Ne" albümünden "Doğum Günü" isimli parçayı Petek Dinçöz ile tekrar okuyarak bir maxisingle çıkarmıştır. Bu maxisingle aynı zamanda Kutsi'nin 3.albümü niteliğinide taşımaktadır. 2007'ye geldiğimizde ise Kutsi gerçektende müzikal anlamda ciddi bir başarıya sahip olarak "Aynı Şehirde Nefes Almak Bile Bana Yetiyor" albümünü çıkarmıştır. Dinleyenler bilir... Bu albümün tamamı canlı kayıt şeklinde hazırlanmıştır ve piyasada hızla yayılan elektronik alt yapıdan baya bir uzaktır. Bu albümle beraber Kutsi'nin canlı müziğe verdiği değeri görmek mümkün. Osman İşmen ile çalışılan bu albümün çıkış parçası "Hediyem Olsun"dur. Bu albüm de diğer 3 albümde olduğu gibi Erol Köse prodüktörlüğü çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Bu albüm gerçekten çok dolu bir albümdür. Öyle ki "İlan-ı Aşk" parçası Kral TV tarafından yılın en iyi parçası seçilmişti. Bence doğru bir seçim. Zira "İlan-ı Aşk" sadece 2007 yılı için değil önümüzdeki bir çok sene için vazgeçilmez bir aşk şarkısı olmalıdır.
Ve gelelim 2008. "Aynı Şehirde Nefes Almak Bile Bana Yetiyor" albümünden tam 1 sene sonra Kutsi 5.albümünü çıkarma hazırlıkları içerisinde. Geçtiğimiz aylarda katıldığı "Beyaz Show"da yeni albümünde yer alacak olan parçaları seslendirmiş ve programda 10 gün içersinde çıkacağını söylemişti. Gel gelelim o günden bu günü 1 aya yakın zaman geçti. Ama albümden henüz bir ses soluk çok. Böyle olduğu gibi basında Kutsi ile ilgili iç duyulmamış haberler ortaya çıktı. Kutsi'nin askerlik konusu ya da evleneceği hakkında bir çok dedikodu yazılı ve görsel medyada yer aldı. İnsanın aklına gelmiyor değil hani. Acaba Erol Köse mi bu haberleri çıkartıyor diye. Albüm çıkışının bu kadar uzamasını örtbas etmek için mi?
Kutsi gerçekten iyi bir müzisyen. Onun için önemli olan yaptığı müzik. İnsanlar tarafından beğenilmek sevilmek 2.planda. Ama günümüz müzik sektöründe acımasız bir rekabet var. Kameraları ne kadar fazla üzerimizde tutarsak o kadar fazla kazanırız gibi bir mantık var. Bu mantık bu düzen içerisinde ne kadar doğru ne kadar yalnış tartışılır. Ama önemli olan müzikse Kutsi neden medyada anlamsız haberi ile yer alıyor.
Benim kişisel fikrim tam olarak şu: Evet Kutsi iyi bir sanatçı ve besteci. Bu piyasa içerisindeki her insan gibi belli periyodlarda albüm hazırlıkları içerisinde. Ama 5.albüm Kutsi'nin içinde tam olarak sinmedi, sinemedi. Erol Köse bu yaz tüm kozlarını piyasaya sürdü: Bengü, Tan, Asuman Krause, Zeynep Dizdar, Sevda gibi... Kutsi bu karmaşanın içinde acele ile yapılmış bir albümü içine sindiremedi ve albümü bekletiyor. Belki de yeni şarkılar ekleyip bazı şarkıları çıkartıyor ya da şarkıları tekrar tekrar okuyor. Benim korkum şudur ki müziğinden başka hiçbir şeyi önemsemeyen Kutsi'nin yeni albümü diğerleri kadar başarılı olsun. Malum Kutsi piyasadaki pek çok sanatçıdan daha fazla ekstraya giden ayrıca "Doktorlar" dizisinde de başrollerden birini oynayan medyatik bir isim. Bu yoğun tempo içerisinde birde 1 seneye sıkışmış bir albüm ne Kutsi'nin ne de Kutsi severlerin içine sinecektir. Tabiki önemli olan şarkıların içindeki duygulardır, hislerdir. Ancak Kutsi gibi kendini müziğe adamış bir insan için müziğin kaliteside en az duygular kadar önemlidir. Bu yüzden yeni albümünün bu yaz çıkmasını istemeyenlerdenim. Geç olsun ama güç olmasın mantığı ile düşünüyorum. İleride Kutsi'nin başını ağrıtacak bir albüm olmamasını diliyorum.
Kesinlikle 2 şanatçıyı karşılaştırmayı doğru bulmuyorum. Her bir sanatçı ayrı bir tat ayrı bir nefestir. Ama piyasa içinde Kutsi'yi birileri ile kıyaslamak gerekirse aklıma gelen ilk isim Ferhat Göçer. Ferhat Göçer "üst grup" olarak nitelendirilen "entel" kesimden oldukça fazla destek görüyor. Şarkılar 7'den 70'e herkes tarafından sevilerek dinleniyor. Bunun nedeni doğru şarkı seçimi, albümü pazarlama politikası vb durumlar olabilir. Neden bunları söylüyorum: çünkü Kutsi'de en az Ferhat Göçer kadar güçlü bir sese sahip hatta (bence) ondan daha güçlü. E şu durum benim gözüme çarpmıyor değil: Kutsi Erol Köse ile çalışıyor sansasyonlardan uzak duruyor ve müziğini yapıyor. Ferhat Göçer Ercan Saatçi ile çalışıyor, o da müziğiniyapıyor, Kutsi'den daha popüler ve magazinde de kendine yer buluyor. Kalite olayına gelince Kutsi senelerden beri canlı müzik yapıyor. Peki neden Kutsi "gerçekten hakettiği değeri" göremiyor? Benim ona yakıştırdığım yer Türkçe popüler müziğinde zirvenin 1 2 basamak altı. Neden 1 2 basamak altı? Çünkü o basamaklarda Sezen Aksu var:)
Belki biraz ağır ve acımasızca eleştirdim Kutsi'yi. Ama amacım yakıp yıkmak değil tam tersine Kutsi'yi tepelerde görmek için eksikliklerini dile getirmek. Çünkü Kutsi gerçekten efendiğiliği, saygısı, alçakgönüllülüğü ile çok daha iyi yerde olmayı hak ediyor...

Lafı çok uzattım biliyorum:) Şimdi yapmamız gereken Kutsi'nin yeni albümünün çıkmasını beklemek ve çıktıktan sonra albümü en onjektif bi'şekilde değerlendirmek.

2 Temmuz 2008 Çarşamba

Serdar Ortaç - Nefes 2008







Serdar Ortaç, "Karabiberim"deki aynı Serdar:) Hareketli. Kıpır.



Serdar Ortaç yine yaza damgasını vuracağa benziyor. Öyle ki 2006'da piyasaya çıkardığı "Mesafe" albümü adından uzunca bir süre bahsettirmiş; Neredeyse tüm şarkıları radyolarda yayınlanmış video klipleri televizyonlarda gösterilmişti. Bu albümü bir önceki albümünden 1 adım daha önde. En azından ben böyle hissediyorum. Bunun nedenlerini şöyle açıklayabilirim:






  1. Seytan, Heyecan gibi pek çok parçası dillere düştü bile. Klipleri olmamasına rağmen...



  2. "Düşman"ı Hadise ile, "Ayrı Gitme"yi Sultana ile beraber okumuşlar. Özellikle Sultana ile yaptığı düet Serdar Ortaç'ın daha büyük kitlelerce dinlenmesini sağlayacaktır.



Farklı şeyler denemek, farklı kitlelere ulaşmak bir sanatçı için her zaman iyidir. Eğer bunu iyi bir yapımcı ile gerçekleştirilirse hem yapımcı hem de sanatçı kazanır. Serdar Ortaç kesinlikle iyi bir örnek.




Diğer bir konu ise şarkıların teknik özellikleri. Albüm yine elektronik alt yapılarla hazırlanmış. Bence çok da güzel olmuş. Elektronik alt yapılı şarkılar Serdar Ortaç için oldukça uygun. Çünkü, gerek canlı performansları gerekse konserleri büyük orkestralarla gerçekleşiyor. Yani albüm ile konser arasındaki farklılık çok fazla göze batmıyor. Sanırım Serdar Ortaç konserleri konusunda oldukça seçici. Büyük ve kapsamlı konserler veriyor.




Albüm konusuna dönersek albüm Türkçe pop müzik sevenlerin beğenisi kazanacak kapasitede. Oldukça başarılı. Ve bu albümle anlaşılmalıdır ki: Serdar Ortaç artık Türkçe pop müziğin vazgeçilmezidir, beste fabrikasıdır...


Örnek Dinle: Serdar Ortac - Seytan.mp3

Sam Sparro - Sam Sparro (2008)


Günlerden 8 kasım ve yıl 1984.. Sydney-Avustralya'da tam 24 yıl sonra Ingiltere'de tek albümle büyük bir başarıyakalayacağından habersiz o zaman için bir erkek çocuğu dünyaya gelir.. Gerçek adı "Sam Falson" olan bu zaatin babası kişi "Chris Falson", kilise korosunda şarkı söylemektedir.. 10 yaşında ailesi ile beraber Los Angeles'a yerleşirler.. 17 yaşına geldiğinde sıkça Londra'yı ziyaret eder, birtakımlabellara yaptıklarını dinletir ve bu dünyaya giriş yapabilmekiçin bazı kafelerde ücretsiz şarkı söylemeye başlar.. Bu durum ta ki 2007 yılının ilk yarısına kadar sürer gider.. Ve büyük an gelir.. Defelarca tokadını yediği hayat Sparro'yuindependent Modus Vivendi Music Label'ın patronu Jesse Rogg iletanıştırır.. Jesse Rogg, duyduğu bu ses ve müzik karşısında ne yapacağınıbilemez ve Sparro'ya plak teklifinde bulunur. Sparro bu teklifikabul eder ve 2007 tarihinde Black and Gold adlı EP'yi elbirliği ilepiyasaya sürerler.. Plağı piyasaya resmi olarak Island Records sürer ve sanatçı Avustralya'lıolmasına ve Los Angeles'ta yaşamasına karşın, İngiliz müzik endüstrisisaflarına dahil olmuş sayılır.. Fakat plak beklenen ilgiyi görmeyi bırakın neredeyse hiç satmamıştır,ta ki BBC Radio 1 şarkıyı keşfedene kadar.. Şarkı keşif olduktan sonra Sparro'ya Universal Music tarafından büyükbir teklif gelir ve plak gösterişli bir şekilde yeniden yayımlanır.Hemen ardından kendi adını taşıyan ilk debut album piyasaya büyük bir istişamlaışınlanır.. Albümde 13 şarkı yer almaktadır. Etkilenilen isimler: Prince, Hot Chip,Scissor Sisters, Prince, Rick James, The Gap Band.. Bazı isimlerden öyle etkilenilmiştir ki müziğinin dışında yaşam şekilleriaynen kopyalanmıştır. Bunların başında Prince ilk sırada yer almaktadır.. Yaptığı müziğin tam tanımı teknik analizimize göre aynen şöyle sıralanabilir:Rock/Indie-Electronic/Funk/Soul/Electro-Clash Albüm kısa süre içerisinde ülkemizde de Universal Music etiketiyle yayımlanacaktır.Bu albümü şiddetle tavsiye eder ve ne anlatmak istediğimizi kısaca alttaki linktebeğenilerinize sunarız..
Not: Detaylı bilgi için
http://www.samsparro.com/
Örnek Dinle:
Sam Sparro - Black & Gold.mp3

Bengü - Gezegen 2008



BENGÜ'NÜN GEZEGEN ALBÜMÜ DİĞER ALBÜMLERİ İLE PARALEL BİR MÜZİK ANLAYIŞINA SAHİP. SON ALBÜMÜ TAKTİK'İN DEVAMI NİTELİĞİNDE. HATTA MÜZİK DÜNYASINI YAKINDAN TAKİP ETMEYEN BİR İNSANBU ALBÜMDEKİ ŞARKILARI TAKTİK ALBÜMÜNDEN ZANNEDEBİLİR. ÖYLEKİ BİR ÖNCEKİ ALBÜMÜ İLE GEZEN ALBÜMÜ ARASINDA SADECE 1 SENE VAR. BUNUN DIŞINDA ALBÜMÜN ÇIKIŞ PARÇASININ, GEZEGEN'İN, SÖZÜ VE MÜZİĞİ SERDAR ORTAÇ'A AİT. TIPKI 1 ÖNCEKİ ALBÜMDE OLDUĞU GİBİ. HATIRLARSAK KORKMA KALBİM'İNDE SÖZÜ VE MÜZİĞİ SERDAR ORTAÇ'A AİTTİ. BENGÜ YİNE BU ALBÜMDE DE EROL KÖSE İLE ÇALIŞMIŞ. ALBÜMDE TOPLAM 15 PARÇA VAR. BU 15 PARÇANIN 7 TANESİ DÜZENLEME ŞEKLİNDE. AYRICA 1 TANE DE COVER ŞARKI VAR. DAHA ÖNCE EBRU GÜNDEŞ'İNDE OKUDUĞU SÖZÜ VE MÜZİĞİ SEZEN AKSU'YA AİT OLAN "TELAFİ". TEKNİK OLARAK DEĞERLENDİRİRSEK DE %90 ELEKTRONİK ALT YAPIYA SAHİP OLAN BİR ALBÜM, PİYASADAKİ PEK ÇOK ALBÜM GİBİ... AMA GENEL OLARAK HAREKETLİ BİR ALBÜM. ŞARKILAR GENELLİKLE AJDA PEKKAN'IN YOLUNU AÇTIĞI GÜÇLÜ KADIN PROFİLİNDEKİ ŞARKILAR. BU YAZ DİNLENEBİLECEK HAREKETLİ PARÇALARINDA İÇİNDE BULUNDUĞU BİR ALBÜM.

1 Temmuz 2008 Salı

MÜZİK KORSANLIĞI NEDİR?




MÜZİK KORSANLIĞI NEDİR?



Müzik Endüstrisi’nin en önemli problemlerinden birisi, kaydedilmiş kaset CD’lerin ticari amaçlı izinsiz kopyalanması ve çoğaltılması anlamına gelen fiziki korsanlığın önlenmesidir.Son on yıllık sürece bakıldığında, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de albüm satışlarında ciddi düşüşler görülmektedir. Bunun en büyük sebeplerinden birisi fiziki korsanlıktır.
Korsanlığın önlenmesiyle müzik sektörü büyüyecek, yasal satışların artmasıyla bu piyasada emeğiyle geçinen pek çok insanın gelirinde artış olacaktır.

Uluslararası alanda korsanlık üç kategoride ele alınmaktadır.

1) Hak sahibinin iznini almaksızın, ticari amaçlı orijinal kaydın izinsiz kopyalanması (korsan paketler orijinalinden farklıdır ve genelde toplama ürünler şeklinde çıkar),

2) Orijinaline benzer, mümkün olduğunca orijinaline yakın bir şeklide kopyalanması ve paketlenmesi ( tüketiciyi orijinalini aldığına inandırmak için üreticinin ticari markasını, logosunu kullanır şekilde),
3) Canlı veya yayınlanmış konserlerden izinsiz yapılan kayıtlarla (Genelde özel fiyatlarla, sanatçıların, bestecilerin, yapımcıların iznini almadan çoğaltırlar ve satarlar).
Bu korsanlık biçimlerine ek olarak internet korsanlığı da hızlı bir biçimde yayılmaktadır (Müzik sitelerinden müziğin download edilmesi, CD yazarlar aracılığıyla kaydedilmesi gibi).
Fiziki korsanlıkla aynı şey olmamakla birlikte umuma açık mahallerde izinsiz müzik kullanımı da bir hak ihlalidir. Otel, lokanta, bar, diskotek vb. mahallerin müzik kullanabilmek için hak sahiplerinden izin almaları gerekmektedir. Bu izinleri almadan müzik kullanmak yasaların çiğnenmesi demek olup, bu fiili gerçekleştirenleri cezai yaptırım tehdidiyle karşı karşıya bırakır.